Taş devrinden günümüze kadar olan tarihi boyunca, Traklar, Romalılar, Bizanslılar, Osmanlılar gibi çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapmış olan Tekirdağ, tarım, kentleşme, sanayileşme ve ticaret açısından Türkiye’nin en gelişmiş bölgelerinden biri olan Trakya Bölgesinde yer almaktadır. Asya ve Avrupa arasında önemli bir geçiş yolu olmasının yanında İstanbul’a olan yakınlığı ile dikkat çeken bir konumdadır. Bu yakınlık ve konumu itibariyle Osmanlı İmparatorluğu döneminde büyük öneme sahip olan Tekirdağ’da bulunan tarihi camileri inceliyoruz.
Yazı Başlıkları
Süleyman Paşa Bedesteni
Tekirdağ’da bulunan tarihi camiler listesinde ilk sırada bulunan ve Külliye olarak yıllar boyunca hizmet veren Süleyman Paşa Bedesteni Tekirdağ şehir merkezinde bulunmaktadır. Külliyenin cami, hamamı, bedesteni, medresesi ve kitaplığı ayaktadır. Vaktiyle kervansaray’ı ve imareti olduğu da söylenmektedir. Fakat bugün camii ve bedesteni en iyi durumda olan yapılardır. Külliye içerisindeki cami Rüstem Paşa Camisidir.
Rüstem Paşa Camisi

1553 Yılında Rüstempaşa tarafından Mimar Sinan’a yaptırılan cami bütün ihtişamıyla ayaktadır. Eser; Camisi, Medresesi, Hamamı, Bedesteniyle bir külliye içinde yer alır. Geniş bir avlu içinde olan cami kesme taşlardan kare planlı olarak inşa edilmiştir. 22 sütun üzerine oturan ahşap çatısı ikişer kubbeyle örtülüdür. 2018 yılında İstanbul Vakıflar 1. Bölge Müdürlüğü tarafından restore edilmiştir.
Eski Cami

Zahire Nazırı Tekirdağlı Ahmet Ağa tarafından 1830 yılında yaptırılmıştır. Deprem sonucu 1912 yılında yıkılan minaresi, kesme taştan ve tek şerefeli olarak yeniden inşa ettirilmiştir. Yapının ana mekânına, sundurmalı bir taç kapıdan girilir. Dikdörtgen planlı ana yapının üç yanı kadınlar mahfili ile çevrilidir.

Bir üst kat mahfilinde, istiridye motifli mihrap nişi bulunmaktadır. Mahfilin alınlık kısmı, çiçek motifleriyle bezenmiştir. Mihrap nişinin sağ kısmında minber, sol kısmında ise vaaz kürsüsü bulunur. Caminin ön cephesinde bulunan sekizgen şadırvan, perde motifleriyle bezelidir.
Caminin bir diğer adı ise Zahire Nazırı Ahmet Ağa Camii‘dir.
Orta Cami

Eski Cami ile Rüstem Paşa Camisi arasında kaldığı için Orta Cami adını almıştır. İlk olarak Kürkçü Sinan Bey tarafından burada yaptırılan caminin yıkılması üzerine 1855 yılında hayırsever vatandaşlar tarafından yeniden inşa edilmiştir. İlk caminin yapım tarihi bilinmemektedir. Kesme taştan yapılmıştır. Girişin önünde iki ince sütunun taşıdığı, üzeri kiremit örtülü ahşap bir sundurma yer almaktadır.

Giriş kapısı üzerinde caminin kitabesi bulunmaktadır. Caminin ahşap, saçaklı kiremit bir çatı ile örtülü ibadet mekânı ince, uzun ve yuvarlak kemerli ikişer pencere ile ışıklandırılmıştır. İbadet mekânını örten Barok üsluplu tavan, yağlı boya motiflerle süslenmiştir. Camiye sonradan kare planlı bir bölüm ve son cemaat yeri eklenmiştir. Son cemaat yeri iki katlıdır ve ahşap bir çatı ile örtülüdür. Son cemaat yerine bitişik merdivenlerden kadınlar mahfiline çıkılmaktadır.
Kesme taştan yapılan minare, yapının kuzeybatı köşesinde yer almaktadır. Minare tek şerefeli, gövdesi ince silindirik görünümlüdür. Kuzeyde geniş bir bahçesi olan caminin mermerden sade bir şadırvanı vardır. Şadırvan ahşap saçaklığı olan çatı ile örtülüdür.
1912 yılında yaşanan Ganos – Saros depreminde yıkılan cami halkın desteği ile yeniden inşa edilmiştir.
Orta Cami 2016 yılında tamamlanan restorasyon çalışmaları ile bugünkü halini almıştır.